Son 17 Aralık kararlarını sağlıklı bir şekilde değerlendirmek için Avrupa’da etkin olan politik güçleri iyi bir şekilde tanımlamamız gerektiğine inanıyorum. Bence Avrupa’daki gözlemlediğimiz politik ortam, aşağıda kısaca tanımladığım üç etkin güç arasındaki dengenin ortaya çıkardığı bir sonuçtur:
Sanayi gücü: Devletçiliğin en az düzeye indirgendiği Avrupa’da, vergi veren ve istihdam sağlayan sağlıklı bir sanayi kuskusuz Avrupa’nın motoru görevini görmektedir. Sayıları çok az olmasına rağmen sanayiciler, Avrupa politikasını etkileyen en önemli kişiler arasındadır. Türkiye’yi rakip olarak gören, örneğin tarım, besin ve turizm sanayi, Türkiye’nin Avrupa birliğine girerek güçlenmesini istemeyebilir. Buna karşılık, birçok sanayi dalları, Türkiye’nin Avrupa birliğine katılmasının kendi çıkarları yararına olduğu kanısındadır. Bunun temelinde yeni pazarların açılması, sanayinin ilerlemesi için gerekli iyi yetişmiş genç nüfusun Türkiye’den temini, ucuz işçilik ve Türkiye’deki sanayi ile ortaklık kurarak Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına açılma gibi nedenler yatmaktadır.
Geleneksel güçler: Halkın büyük bir çoğunluğu, özünü geleneklerden alan dil, din ve ulusal kültürün ortaklaşa yarattığı güçten etkilenmektedir. Ulusal sınırların ortadan kalması ile ortaya çıkan belirsiz ortamda, halkın geleneklerine daha sıkı bağlandığını gözlemliyoruz. Her ne kadar aşırı dinci ve ırkçı akımları destekleyenler azınlıktaysa da, dil, din ve ahlak elden gidiyor, göçmen kültürler özgün kültürün yerini alıyor, suç oranı artıyor bahanesiyle aşırı güçler çoğunluğu etkileyebilmektedir. Politikacılar ve medya oy kaybı ve “rating” azalması kaygıları ile geleneksel güçlerin güdümüne girebilmektedirler. Avrupa’da şu anda geleneksel güçlerin giderek birçok Avrupa ülkesinde birinci güç durumuna geldiğini gözlemliyoruz. Geleneksel güçler Avrupa birliği yolunda Türkiye’nin önünde en önemli engel olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yasal güçler: İnsanlığın son yüz yılda başından geçen felaketlerin bir daha yaşanmaması için çıkarılmış, insan ve azınlık haklarını tanımlayan ve sağlayan, ayrımcılığı engelleyen ve sosyal olarak zayıf olan halk tabakalarını koruyan yasalar, resmi gücü oluşturmaktadır. Zaman zaman sanayi ve geleneksel güçler yasaları, “kurtuluşa erişmenin” önünde en önemli engel olarak ortaya sürmektedirler. Bence yasal güçler, eşitlik ortamını sağlaması bakımından zamanla Avrupa’daki Türk göçmenlerin ve Türkiye’nin Avrupa ile bütünleşmesini destekleyecektir.Son 17 Aralık kararlarının olumlu çıkmasındaki bence en büyük neden, sanayi gücünün diğer güçlere daha baskın çıkmasındandır. Ancak yol uzundur. Sonunda başarıya ulaşmak için Avrupa’da yaşayan Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yukarıda kısaca özetlediğim güçleri olumlu bir şekilde etkilemenin stratejilerini geliştirmelidirler. Bu olumlu etkileme, örneğin Türk sanayinin Avrupa sanayi ile ortak yatırımlar yapması ile, aşırı güçlerin ortaya attığı saçma kuşkuların yersiz olduğunu gözler önüne seren yayınlar ile, ve yasal güçlerin getirdiği azınlık hakları gibi güvencelerin Türkler’e de uygulanması ile sağlanabilir.
© 2004-2005 Mehmet Akşit. Bu yazı ancak ticari olmamak ve kaynak göstermek koşulu ile kullanılabilir.